DALYAN GUIDE

Dalyan'da neler var ?

MUCİZE LABİRENTTE YOLCULUK

Kahvenizi alınız, koltuğunuza şöyle bir yaslanınız. Size Dalyan Deltası’nda sanal bir gezi yaptıracağız.

Şu anda Dalyan rıhtımındasınız. Deniz tarafından ferahlatan bir meltem esiyor. Tekne ile Dalyan Deltası’nda dolaşacağız biraz.
Tekneniz Güneye, denize doğru yöneldi. Meltemi daha bir hissetmeye başladınız. Yüzünüzü okşuyor. Daha bir dakika geçmeden Kaunosluların kralları için kayalara oydukları muhteşem kaya mezarlarıyla yüz yüze geliyorsunuz. Krallar, binlerce yıl geriden size bakıyor. İnsanda hayranlık uyandırıyor değil mi?
Sol tarafınızda restoranlar, sağ tarafınızda sazlıklar deltaya doğru ilerliyorsunuz. Sağdaki küçük tersanede, gelecek yıl suya indirilecek teknelerin iskeletleri sizi selamlıyor.
Karşınızdaki dik tepe Kaunos Antik Kenti’nin Akrapolü. Biraz sağınıza dikkatlice bakarsanız, harabelerden bazılarını görebilirsiniz.
Dalyanları işleten Dalyan Su Ürünleri Kooperatifinin (DALKO) binalarını geçiyoruz. Her sabah taze balık buradan dağıtılıyor. Artık deltanın sazlıklar ve labirent kanallar bölümü başlıyor. Teknenin sesi de olmasa, tam bir sessizlik denizindeyiz sanki. Sazlar da daha bir yüksek burada değil mi?

BALIKLARI ÖNLEYEN KAPI...

Teknenizin geçmesi için indirilen kapının adı balık kapısı. Balıklar denize kaçmasın diye biz geçince hemen kapatılacak.
İşte şimdi tam deltanın göbeğindeyiz. Neler görüyorsunuz?
Her taraf su ve sazlık… Tam bir labirentin içine düştük değil mi?
Tahmin edebilir misiniz? Teknemiz hangi tarafa yönelecek?
Yine mi yanıldınız? Üzülmeyin! Sadece siz değil herkes yanılıyor! Bu su yollarında hangi yöne gidileceğini sadece tecrübeli Dalyanlı kaptanlar bilir.

MÜTHİŞ AVCILAR: YALIÇAPKINLARI

Şu sazlıktaki rengarenk kuşu görüyor musunuz? Balık avlayarak beslenen yalıçapkınlarıdır onlar. Dünyada sayıları azalan, İngilizlerin ‘kral balıkçı’ dedikleri nadir kuşlardandır.

Onların küçük göründüklerine aldanmayın. Neredeyse kendileri büyüklüğünde balıkları avlarlar ve kolayca mideye indirirler. Yalıçapkınlarının sazlıklara yaptıkları yuvalar da çok güzeldir. Yavrularını yetiştirecekleri yuvaları oya gibi işlerler. Değme hasır örme ustaları bile yalıçapkınlarının ördükleri yuvalara hayran kalır. Pek çok yabancı sadece bu kuşları görebilmek için Dalyan’a geliyor.

Dalyan Deltası'nın müdavimleri sadece yalıçapkınlarına değildir. 184 tür kuşa ev sahipliği yapar Dalyan Deltası. Bazıları sürekli burada yaşıyor. Bazıları soğuk ülkelerden kışı geçirmek için geliyorlar. Pek çoğu da burada sadece kuluçkaya yatıyor, yavruları uçacak hale gelince gidiyorlar.

Sadece üstü değil, altı da faunadır bu deltanın. Caretta Carettaları izlemek için geceleri kumsalda kalan Pamukkale Üniversitesi, yöre halkının dahi bilmediği bir başka hayvan türünü de belirledi: Su samurları. Su samurlarının hızlı akan sularda yaşadıkları sanılırdı. Onlar da bazen denize, bazen de denizden içeri nazlanarak akan Dalyan kanallarını mekan tutmuşlar.

CARETTALARIN BULUŞMA MEKANI...

Çamların suya kadar indiği bu bölümün adı Alagöl. Karşıda, ağaçlar arasındaki köyün adı ise Çandır. Aslında Çandır ile Kaunos Antik Kenti iç içedir. Biz dolanarak gelen kanallarda yolculuk ettiğimiz için çok yol aldığımız hissine kapılıyoruz. Aslınde pek mesafe almadık. Sağınıza bakarsanız, yine Kaunos harabelerini görürsünüz.

Alagöl’ün tabanından sıcak kaplıca suyu kaynamaktadır. Bu nedenle kışın bile suyu ılıktır. Kaplumbağalar eskiden buraya Şubat-Mart aylarında gelir, önce beslenirler, sonra çiftleşirler, yumurtalarını kumsala bırakırlar, yavrular çıkınca yaz sonunda da giderlerdi. Şimdi ise bazıları tüm yıl boyunca buradan ayrılmıyorlar. Caretta Carettalar, sıcak suları, çamuru ve kabuklu su hayvanlarını çok severler. Bunların tamamını Alagöl’de buluyorlar. Mavi yengeç ile besleniyorlar. Burada yeterli besin buldukları için dünya denizlerinde av peşinde dolaşma gereği duymuyorlar.

İsterseniz siz de yüzebilirsiniz burada. Kaplumbağalardan korkmayın. Dünyanın en sevimli ve sakin hayvanlarıdır onlar. Kimseye hiçbir zararları olmamıştır onların. İnsanlardan her türlü kötülüğü görmelerine rağmen hala dostluk gösterirler bize!

BENZERSİZ İZTUZU

Sadece carettalar değil, göçebe kuşlar da sürekli Dalyan Deltası’nda kalmaya başladılar. Şu kazkarakanat, baharla gitmeliydi buradan. Avcılığın yasak olması mı, yoksa balık bolluğu mu onun burada kalmasına neden oldu, bilinmez. Artık sürekli burada yaşıyor. Şu adacığı da kendi yuvası ilan etti. Başka kuş kondurmuyor oraya! Kanat çırparak geçen tekneleri selamlıyor.

Ayağa kalkarsanız, artık İztuzu Kumsalı’nı görebilirsiniz. Yakın gibi görünüyor ama biz yine kanallardan dolanarak gideceğimiz için uzun sürecek. Muhteşem değil mi?

Biz bugün turistlerin vazgeçilmezi Dalyanağzı Plajı’na çıkmayacağız. Kimselerin olmadığı kumsalın tam ortasındaki küçük dalyanların yakınından kumsalı ziyaret edeceğiz. Bu kumsalı gören turistler de aynen sizin gibi “Vav” diyor. İngilizlerin Times Gazetesi, aylar süren incelemeler sonunda İztuzu Kumsalı’nı boşuna ‘Avrupa’nın en güzel açık alanı’ seçmedi! Gerçekten de güzel değil mi?

Önde kristal berraklığında Akdeniz, ayaklarımızı ısıtan 5 bin 400 metrelik İztuzu kumsalı. Tekneyle geldiğimiz tarafta Dalyan Deltası’nın tatlı suyu. Doyumsuz bir manzara… Gerçekten muhteşem değil mi? Biz sürekli burada yaşıyoruz ama doyamıyoruz. Kumsalın plajların bulunduğu iki ucunu da İztuzu sayfasında anlatırız.

BALIK KAYNAYAN GÖL: SULUNGUR

Sol tarafta gördüğünüz kapıların ardında da küçük dalyanlar vardir. Orada da Sulungur Gölü’nün balıkları avlanır. Avlanır dediğimize bakmayın. Balıklar 'kuzuluk' denen kapanlara girer. Görevliler de onları oradan kepçelerle alırlar. Balık kaynayan Sulungur Gölü, olta ile avcılığın bile yasak olduğu (Hangi yasaya göre belli değil!) bir yer.
İşte Dalyan Deltası böyle bir yerdir. Bir tarafında tarihi eserler, diğer tarafında el değmemiş doğa!

Göller, bilmece gibi kanallar, sazlıklar. Arkasında Dalyan Beldesi, önünde İztuzu Kumsalı, tatlı suyla denizin kucaklaştığı boğazı. Endemik canlıları.

Sonsuz sessizliği, huzurun sonsuzluğu… Kaptanımız, hangi yoldan gideceğini biliyor. Delta’da kaybolmuyoruz. Sazların arsından bir kuğu zarafetiyle süzülerek Dalyan’a dönüyoruz. “Dalyan’la kıyaslanınca, Venedik de neymiş?” diye soruyor insan.

Foto Galeri